اِيشْ عَلَيَّامِنّي

Andrei Tarkovsky – Büyük Rus Yönetmen Sanatını Anlatıyor

 50,00

5 adet stokta

Açıklama

15x20cm
48s

21-23 Eylül aralığında sevkedilir.

Burada yapmaya çalıştığım, genellikle imgeler olarak adlandırılan şeylerin olası bir sisteminin, içinde spontane ve özgür hissedebileceğim bir sistemin parametrelerini tanımlamaktır.
Geçmişe, arkanızda bıraktığınız yaşama üstünkörü bir bakış atsanız, en canlı anları hatırlamasanız bile, parçası olduğunuz olayların eşsizliğine, tanıştığınız karakterlerin özgün bireyselliğine her seferinde hayran olursunuz. Bu eşsizlik sanki var oluşun her anının baskın notasıdır; yaşamın her anındaki yaşam ilkesi başlı başına eşsizdir. Bu yüzden sanatçı bu ilkeyi yakalayıp harekete geçirmeye, her seferinde yeni bir şey olarak ortaya koymaya çalışır; ve her seferinde, beyhude olsa bile, insan var oluşunun gerçeğinin kapsamlı bir imgesini yakalamayı umut eder. Güzelliğin niteliği, sanatçı tarafından kendi kişisel görüşüne sadık kalarak yeni bir şekilde özümsenen ve aktarılan hayatın gerçeğindedir.
Biraz zeki olan biri her zaman insanların davranışlarındaki gerçeği yalandan, içtenliği yapaylıktan, sadeliği gösterişten ayırt edebilir. Yaşam deneyimi, algımızda bir çeşit filtrenin ortaya çıkmasını sağlar, bu filtre yapısal düzenin – ister kasten, isterse yanlışlıkla, beceriksizlikten – bozulduğu olgulara güven duymamızı engeller.
Yalan söyleyemeyen insanlar vardır. Yaratıcı, ikna edici yalanlar söyleyen insanlar vardır. Ve yine, nasıl yalan söyleyeceğini bilmeyen ama yalan söylemeden de duramayan ve bunu umutsuzca, monoton bir şekilde yapan insanlar vardır. Bizim iş tanımımızda – adını koymak gerekirse, yaşamın mantığının kesin gözleminde – yalnızca ikinci kategorideki insanlar gerçeğin vuruşlarını algılayabilir ve hayatın kaprisli kıvrımlarını neredeyse geometrik bir kesinlikle izleyebilirler.
İmge bölünemez ve ifade edilmesi zordur, bizim bilincimize ve vücut bulmaya çalıştığı gerçek dünyaya bağımlıdır. Eğer dünya anlaşılmaz ise, imge de öyle olacaktır. Bu, gerçek ve insan bilinci arasındaki karşılıklı ilişkiyi gösteren bir denklemdir. Evrenin bütünlüğünü kavrayamayız, ancak şiirsel imge bu bütünlüğü ifade edebilmektedir.
İmge gerçeğin bir izlenimi, kendi körlüğümüz içinde gerçek hakkında görmemize izin verilen anlık bir bakıştır. Vücut bulan imge, onun söyleniş biçimleri açıkça gerçeğin ifadesi olduğunda, bu söyleniş biçimleri imgeyi en basit tezahürü ile bile olsa hayatın kendisi gibi eşsiz ve tekil kıldığında güvenilir olacaktır.
Yaşamın kesin bir gözlemi olarak imge, bizi doğrudan Japon şiirine geri götürür.
Burada beni cezbeden şey, imgenin asıl anlamının en küçük imalarına kadar bir zırvalık gibi derece derece deşifre edilebilir olmasının reddedilişidir. Haikular imgelerini öyle bir işlerler ki, kendilerinin ötesinde hiçbir anlam ifade etmezler ve aynı zamanda o kadar çok şey ifade ederler ki onların asıl anlamlarını yakalamak imkansızlaşır. İmge işlevine ne kadar çok benzerse, onu açık entelektüel bir formülün içine sıkıştırmak da o kadar imkansızlaşır. Haikunun okuyucusu onun içine dalmak, tıpkı bir zemini ve tavanı olmayan evrende olduğu gibi onun derinliklerinde kendini kaybetmek için onun içine çekilmelidir.