اِيشْ عَلَيَّامِنّي

ANDY WARHOL’UN MAKİNESİ

 22,00

Açıklama

64 sayfa
13,5×19,5
Stokla sınırlı.

Yalnız yemek yemeyi gerçekten severim. Benim gibi düşünen diğer insanlar için ANDYMATS adında bir restoran zinciri açmak istiyorum—“Yalnızlar Restoranı”. Yemeğini alıp, bir masaya geçip, televizyon izleyebildiğin bir yer (Philosophy, 160). -Robo-Picasso

Makineler, Andy Warhol’a dışlanmanın ve yabancılaşmanın anlamsız sorunlar olduğu çünkü bizzat insan doğasının kökünden makineleştiği, insani özelliklerden tamamen arındırılmış bir dünya vadetti. Zaten insanlar için bütünleşme sorunlarının sadece anlamsal değeri vardır. Robotlar, sayborglar ve otomatonlar varoluşsal sorunlar yaşamasıyla bilinmezler; duygusuz bir şekilde, şahsi durumlarına kafa yormadan, hayatlarını salt edimselliğin lazer ışınında toplayarak çalışırlar. Sitemin öncüsü Silvan Tomkins’in duygu üzerine çalışmasında belirttiği gibi, protez görevini gören mekanize cihazın kendi durumunun ötesine geçme olanağı yoktur çünkü kendi bağlamında herhangi bir ilgi gösteremez. Bir virüs bile dünyada ilgi gösterir—kendi genetik materyalini diğer hücrelere aktarma işini gerçekleştirirken emilmesinden dolayıdır bu ilgi. İlgi tarafından tetiklenen temel eğilim olmadan özerklik ihtimali yoktur– aynı şekilde cihazın ona verilen görevi yapma yeteneğini tehlikeye atacak bir duygunun var olmasının da imkânı yoktur. Bir dürtü yerleştirilmeden yönelim gerçekleşemez: hiçbir şeye karşı ilgisi olmayan varlıklar yok olur. Mekanizmalar ve aygıtlar herhangi bir şeye karşı ilgi üretemezler ve sonuncunda dünyada olmayı tecrübe edemezler, çünkü bu duygulu yaşam formlarına mahsus bir niteliktir: “Otomaton güdülendirilmelidir. Kartlarının, yağının, elektriğinin tükenmekte olduğunu haber verecek bir dürtü sinyal sistemi ile donatılmalıdır ve bilgiyi depoladığı gibi enerjiyi de depolaması için güdülendirilmelidir. Aynı zamanda kendini çoğaltmaya güdülendirilmelidir. Kendi kendini üreten bir makinenin teorik olarak mümkün olduğunu gösteren Turing bir mantıkçıydı ve anlaşılır bir biçimde kendini çoğaltma sorunlarını aseksüel tekniklerle sınırlandırdı; ama eğer insan simülasyonuyla ilgileniyorsak, otomaton ırkı sadece bilgi ile değil aynı zamanda tutku ile de sürdürülmelidir” (Tomkins, 41). Yapay zekanın sırrını bulmaya çalışan Tomkins, modern yapay zekayı bilgisayara duygu aşılayamamakla suçluyor. Bir makine olarak Warhol’a paralel çalışarak onun ilgisizliğine ve umursamazlığına dair yeni bir anlayışa vardım: her iyi sayborg gibi o da hümanizmi reddediyor, Batının bireycilik görüşünün ayrılmaz bir parçası olan Ödipal yükten kaçma noktasına kadar bile bunu sürdürüyor.