اِيشْ عَلَيَّامِنّي

BİR ANARŞİST OLARAK WILLIAM BLAKE

 22,00

Açıklama

64 sayfa
13,5×19,5
Sınırlı stok.

Artık William Blake ve William Godwin ile radikal yoldaşlarının iki yüzyıl önce Fransız Devrimi’nin patlak verişine tanıklık ettiği o mutlu zamanların şafağında yaşamıyoruz. Muzaffer Devlet toplumun her alanına, günlük yaşamın en özel, en gizli taraflarına burnunu sokmaya başlamış durumda. Zalim hâlâ tahtta, hükümet kabinesinde, yargıç kürsüsünde ve yemek sofrasında masa başında oturuyor. Bununla birlikte, yirmibirinci yüzyılın başlangıcında, giderek daha fazla sayıda insan demokrasinin doğrudan şeklini işaret eden ve bireylerin kendi kendilerini yönetip kendi yaşamlarını ve kendi tarihlerini yaratmalarına olanak sağlayan özgürlükçü bir alternatife dönüyor yüzünü.
William Blake, doğrudan, bu büyüyen özgürlükçü harekete söylemektedir sözünü. Çünkü tüm o sisli puslu retoriğine ve pürüzlü belagatine karşın, mesajı hem yalın hem de dolambaçsızdır. Onun mitolojisinin kilidi bir kez çözülünce, ününün ona atfettiği zor biri olması hali tama-men ortadan kalkar. Abartılı şiiri ve sivri dilli düzyazısında, herkes için ekmek ve hakkaniyetiyle çalışılmış bir günün hakça karşılığının olmasını talep eder. Sermayenin, verginin ve tahakkümün sonunun geldiğini görmeyi ister. Eksiksiz cinsel ve ırksal eşitliği ister ve evrensel hoşgörüyü yüceltir. Baskının her türlüsünü reddeder ve cinselliğin tüm potansiyeliyle gerçekleştirilmesi gerektiğinde ısrar eder. En önemlisi, Devlet’in, Kilise’nin ve Akademi’nin artık gerekli olmadığı bir dünyada, herkesin kendi zihnini ve hayal gücünü geliştirme, kendi evinin kralı, rahibi ve sanatçısı hali-ne gelme özgürlüğüne sahip olacağı zamanların gelmesini özlemle bekler.
Blake bir hayalciydi belki, ancak son derece de dünyevi bir insandı. Sanayi Devrimi zanaatini tehdit ederken, gravürcü olarak çalıştı. Uzayıp giden savaş döneminde barışa susadı hep. Golden Square yakınlarında, Broad Street’te doğdu ama kederin karanlığını iliklerine dek duyumsayarak deneyimledi ve çağdaşlarıyla taban tabana zıt hissetti, duydu. Yalan ve riya dolu Londra’nın her yerinde, bütün caddelerinde gerçeği arayıp durdu boş yere. Ama insanlığın tekâmül kabiliyetine, doğayla uyum içerisinde özgür ve eşit bir toplum yaratma ihtimaline inanmaktan hiç vazgeçmedi. Hayal gücünün kızgın ateşinde, özgürlüğe ve aşka dair harikulade imgeler dövüp biçimlendirdi.
Blake’in dünyasına giriş niteliğindeki bölümün, onun sembolizminin bulutlu sıradağlarının ötesinde parlayan bir nevi ışık doğurmasını umuyoruz. Peter Cadogan’a bu metni okuyarak faydalı önerilerde bulunduğu için teşekkür borçluyum. British Library, British Museum, Tate Gallery ve Ulusal Portre Galerisi ellerindeki görselleri kullanmama izin verme nezaketinde bulundu. Son olarak, Freedom Press Group’a bu eserin yaratım sürecindeki dostça ilgi ve destekleri için teşekkür etmek isterim.

Peter Marshall -Sonbahar Ekinoksu 2008