اِيشْ عَلَيَّامِنّي

Ebu Nuvas: Poetik Bir Deha – Yaşamı, Sanatı ve Şiirleri

 79,20

Açıklama

160 sayfa 12x18cm

Ortaçağ Arap toplumu, İslamiyet öncesi Arabistan’ının ve aynı şekilde İslam dünyasının kültürel kimliğini belirlemekte önemli bir rol oynayan, muhteşem, belki de benzersiz, zengin bir şiir geleneğini üretmiştir. Bu geleneğin büyük şairlerine dair herhangi bir hülasa, bir avuç dolusu sarsılmaz birer fikstürü içermektedir: genellikle İmruʾu’l-Kays (altıncı yüzyılın başlarında yıldızı parlamıştır); belki Şenfera (altıncı yüzyıl), Leyla ile Mecnun (yedinci yüzyıl), Ömer b. Ebu Rebia (öl. 712) Ebu Temmam (öl. 845), Mütenebbî (öl. 965) …; haksız yere sansürlendiği bir tanesi hariç, Ebu Nuvas’a (öl. y. 814) kadar sürmektedir. Yeteneği olağanüstüydü ve şiirlerinin eşsiz kapsamı ve çeşitliliğinde kendini gösteriyordu. Arap şiir sanatını türlerinin büyük çoğunluğunda ustalaşmıştı; kelimeler ve fikir inşasında doğuştan bir becerisi vardı; onun anlatım tarzına ya da “sahte teşbihine” hiçbir zaman bağlı kalmadan, miras kalmış geleneğini ruhuna saygı gösterdi; ve (bazı Abbasi denklerinin ziyadesiyle yararlanabileceği) retorik araçlar geliştirme hususunda sıradışı bir şekilde istikrarlıydı.
Ebu Nuvas iki Arap şiir türünü kusursuz hale getirmişti: şarap şiirleri ve av şiirleri. Ancak daha çok erotik (çoğunlukla eşcinsel) unsurları ve özellikle bununla bağdaştırılan şehvet düşkünlüğü dolayısıyla şarap şiirleriyle hatırlanmaktaydı. Şarap ve erotik şiirleri, hangi açıdan bakılırsa bakılsın, benzersiz bir şekilde yaratıcıydı; ve bunların üstüne hicivli beyitlerinin çarpıcı iğnelemeleri düşünüldüğünde, 2.Charles’ın saray şairleriyle yaptığı, düşmanca ama yine de zarif şiir düellolarıyla bilinen, Rochester Kontu ile karşılaştırılması yersiz değildir, bu Ebu Nuvas’ın Arapça’sının Anglofon okur için yeterliliğine dair bir ölçüdür. Ancak Ebu Nuvas’ta büyük Rochester’dan daha fazlası yatmaktadır. Onun şiirlerini kapsamlı bir şekilde okuyan bir kişi, dehanın, farklı kültürlerde kendini, şaşırtıcı derecede benzer şekillerde gösterdiğini fark edebilir: Keats’in “toprağın derin oyuklarında çağlar boyu yatışmış” ve “bardağının ağzında göz kırpan boncuk boncuk kabarcıklar” ile şarabı; Ronsard’ın pagan ve monoteistik unsurlarının alaşımıyla Hymne de Bacchus’u; Marvell’ın baştan çıkarıcı To His Coy Mistress’ı; “onu karıştırma eğiliminde olduğumuz muhteşem eksantrikten çok daha fazlası olan” Skelton’ın ustalık isteyen selaseti; ve Donne’nın Meditations’ı ile beraber Carmina Burana’nın Goliard’lardan gelme coşkusu.
Liste, tüm bu karşılaştırmalı yaklaşımla beraber, ne kadar uzarsa o kadar zorlama hâle gelmektedir. Hümanist bir okuma yapmanın zevkli taraflarından biri bağlantılar kurmak olsa da, sadece bir kültürü diğeriyle kıyaslıyor gibi konuşmak saflık ve haksızlıktır. Aslına bakılırsa, Arap şiirinin ne olmadığını kısaca anlatmak, konunun uzmanı olmayanlar için bir o kadar zaruridir. Büyük anlatı şiirleri bulunmamaktadır. Dramatik şiir yoktur. Örneğin, Odesa, İlahi Komedya, Canterbury Hikayeleri, Hamlet, Kayıp Cennet, Prelüd ve bunun gibilere alışkın olan okurlar, bir şairin büyük bir şair olabilmesi için epik uzunlukta şiirler yazması gerektiğine pekâlâ İnanabilirler. Yine de, Arap şiirinin kendine özgü, büyük ölçüde biçim, ölçü, konu ve temaların benzersiz karakteristik tanziminde görülebilecek kuralları ve gelenekleri bulunmaktadır: Tabii ki, yalnızca bu bağlam dahilinde tam anlamıyla değerlendirilebilir. Bu yapının ilk yarısı (kafiye, biçim, ölçü, vb.) büyük ölçüde özgün şiir sanatının zengin Arapçası içerisinde saklıdır. Bu giriş niteliğindeki çalışmada, Ebu Nuvas’ın güçlü edebi kişiliğiyle bağlantı kurarak ve farklı türleri göz önüne alarak, Arap şiirinin ikinci diğer yarısının gün ışığına çıkmaya başlayacağı umulmaktadır.
Bu kitapta tartışılan şiirlerin hepsi, tamamı aynı uyağa sahip mısralardan oluşmaktadır. Sabit bir uzunlukları yoktur, iki ilâ beş mısralık kısımlardan, kırk mısralık şiirlere kadar değişim göstermektedirler; her mısra iki eşit yarım mısraa bölünmüştür (çevirilerimde temsil etmeye çalıştığım üzere). Her şiir, uzun ve kısa hecelerin tekrarına dayanan bir kalıba uygun olarak, birkaç nicel ölçü gözetilerek yazılmıştır.