اِيشْ عَلَيَّامِنّي

İzcinin Gözden Geçirilmiş Elkitabı

 22,00

Açıklama

48 sayfa
13,5 x 19,5
SINIRLI STOK
Eser kapak görseli farklılık gösterir.

Devrimci silah ve taktikler, Birinci Dünya Savaşı’ndan beri, ağır silahların icadının altında ezilmemek için biyolojik bir dönüşüm geçirdiler. Herkes bodrumunda ya da evinin boş bir odasındaki işliğinde kılıç, mızrak ya da okla yay yapabilir; küçük bir silaha yakınsayabilir. Otomatik silah, tank, savaş uçağı, savaş gemisi ya da top yapamaz. Bu ağır silahlar muhafazakâr güçlerin elindedir ve mücadelede onlara ezici bir üstünlük sağlar. Nüfusun yüzde beşi, geri kalan yüzde doksan beşini ağır silahlar sayesinde zapt etmektedir. Ağır silahlardan önce olmayan bu üstünlüğün artık hesaba katılması gerekiyor.
Bu, besbelli geç kalmış bir gelişimdi. Askeri zihniyetin budalalığı inanılmaz boyutlardadır. İç Savaş’ın sonuna doğru, basit makineli silah ve tanklar Başkan Lincoln’un askeri danışmanları tarafından yararsız oldukları gerekçesiyle reddedilmişti. Bu silahlar ilkel olmasına ilkeldirler; ancak hayli faydalıdırlar ve gereken her şeye sahiptirler. II. Dünya Savaşı sırasında General Gamelin tankların önemli olmadığını düşünüyordu, ta ki aletler yerine bu makineler Majino Hattı’nın etrafından dolaşıncaya dek. General Gamelin tankları hiç sevmedi.
25’lik Baretta sallayarak sokaklarda dolaşmak pek işe yaramaz tabii. 45’lik Colt Army ise daha beterdir, öyle isabetsiz bir tabancadır ki düşmanlarınızdan ziyade dostlarınız için tehlikelidir, dostlarınızın daha yakınındadır çünkü. Hayli miyop bir tabancadır bu.
Postanelerde ve polis merkezlerinde bombalar– Bu ne, 1916’nın IRA’sı mı? Özgürlük Anıtı’nı da havaya uçurun isterseniz. O bunak yaratığı patlatmak ne kadar iyi jelatinli dinamite mal olur haberiniz var mı? Aynı patlayıcı madde, akıllıca yerleştirildiği takdirde Batı’nın ekonomi sistemini çökertebilir. Bunu nasıl yapılabileceğini İzci’nin El Kitabı size gösterecek…
Devrimci kuram ve taktiklerin karşı koymak üzere şekillenmelerinin zararları pek az devrimcinin kafa yorduğu bir konu; zira devrimciler de çoğu zaman karşı çıktıklarını sandıkları kişiler gibi mutaassıp ve olan bitene kayıtsızlar. 1848’de, dünya çapındaki özgürleştirici (liberal) bir hareket Avrupa’da amansızca ayaklar altına alındı ve Güney Amerika’da güçten düşürüldü. Günümüz devrimcilerinin nasıl Che Guevara kesildiklerini ve XIX.yy’a dönüp Garibaldi ve Bolivar’ın hatalarını tekrar ettiklerini düşünün. Bolivar, Güney Amerika’nın büyük bir bölümünü İspanya’dan bağımsızlaştırdı; fakat Hıristiyan takvimine, İspanyol diline, Katolik Kilisesi’ne ve İspanyol bürokrasisine dokunmadı. Toprağı ve serveti İspanyol ailelerinin elinden almadı.
Bolivar, onlara karşı bu kadar düşünceli olduğuna göre, İspanyol fatihleri bir şekilde seviyor olmalıydı… Bu tanıdık bir görüntü, mazlum zalimi sever ve onu izlemekten geri duramaz. Fransa’dan bağımsızlaşan Fas, işe yaramaz Fransız bürokrasisini devralıyor. İngiltere’den bağımsızlaşan Arap ülkeleri, İngilizlerin cani idam yöntemlerini uygulamayı sürdürüyorlar. Bir devrim bu döküntüleri temizleyip süpüremez mi?