اِيشْ عَلَيَّامِنّي

James Joyce ve Marcel Duchamp

 22,00

Açıklama

48 sayfa
13,5×19,5
Sınırlı stok.

Duchamp da Joyce da arkalarında kadın desteği olmasa âciz kalırlardı. Duchamp örneğinde, Katherine Dreier, zaman zaman – davetli olsun, olmasın- seyahatlerinde peşinden gidecek denli kendini adamıştı sanatçı-ya ve onu kendisinin vasiyetinin hükümlerini yerine getirecek kişi olarak tayin etmişti; Büyük Cam’ı Duchamp’ın eski hamisi Walter Arensberg’den satın almış, ömür boyu elden çıkarmamıştı. Joyce örneğinde, diğer pek çoklarının arasında Beach ve Harriet Weaver isimlerinin öne çıktığını görüyoruz. Bununla birlikte, her iki erkek de kadınlara karşı duygusuz davranışlarıyla tanınıyordu, Joyce zaman zaman cinsiyetçi sözler söyleye-biliyordu: Bazı kadınların “bilimsel araştırma alanında saygın konumlara geldiği”ni teslim ettikten sonra, sözlerini şöyle devam ettirdiği olabiliyor-du: “Ancak bütünlüklü bir felsefe sistemi kaleme almış bir kadın hiç görülmemiştir, görüleceğini de sanmam.” Yine de bir mektubunda itiraf eder: “tüm hayatım boyunca en cevval destekçilerim kadınlar olmuştur.”
Hazıryapıtlar ile Büyük Cam, bildiğimiz anlamda sanatın sonu olarak görülerek ya yere göğe sığdırılamadı ya da yerildi, Finneganın Vahı yayımlandıktan sonra da eleştirmenler benzeri yorumlar yaptılar. Hatta bizzat Joyce’un kendisi, kitabı hakkında şöyle söylemişti: “İngilizcenin varabileceği son noktaya gelmiş bulunuyorum.” Ancak tüm bunlara ve aralarında kurulan çok sayıda bağlantıya ve paralelliğe rağmen, bildiğim kadarıyla, emsalsiz biçimde etkili bu iki deha arasında şahsi yönlerden kayda değer bir bağlantının olasılığını ele alan bir makale çıkmamıştır. Araştırmalarım sonucunda anlıyorum ki tek bir makale, bu konuya ancak giriş işlevi göre-bilecektir.
1920’ler itibariyle her ikisi de uluslararası çapta birer şahsiyet haline gelmiş olan Joyce ve Duchamp, aynı sosyal çevrelerde bulunsalar da ikisinin de biyografilerinde, tanıştıklarına dair bir bahis geçmez. Sanatçının dulu olan ve artık hayatta olmayan Teeny Duchamp’ın yakın dostu olan bir yazar, bir keresinde ona Joyce ile Duchamp’ın hiç karşılaştıkları ya da irtibat kurduklarına dair bir bilgisi olup olmadığını sorar. Teeny Duchamp bu konuda bilgisi olmadığını söyler. Tanışmış olabileceklerine dair inandırıcı bir iddia içeren bulabildiğim tek kanıt, Amerikalı ciltçi ve sanat hamisi Mary Reynolds’ın kısa biyografisi içinde yer alıyordu, Reynolds “[Paris’te] 14 rue Halle adresinde bulunan ve Duchamp, Brancusi, Man Ray, [André] Breton, [Djuna] Barnes, [Peggy] Guggenheim, [Paul] Eluard, Mina Loy, James Joyce, Cocteau, Samuel Beckett gibilerinin ve pek çok diğerlerinin akşam yemeği sonrası zaman geçirmeyi sevdikleri sessiz sakin bir bahçesi olan evinde neredeyse her gece davet verdiğini” aktarıyordu. Duchamp o zamanlar hemen hemen Reynolds’la birlikte yaşıyor gibiydi, dolayısıyla Joyce’la karşılaşmamış olma ihtimali düşük görünmektedir.